Rıfat OKUR – SANAT VE MATEMATİK

Matematik ve sanatın ilişkisi her daim var olmuştur. Bu iki kavramın birleşimi ile sanat eseri ortaya çıkar. Bu birleşim ruhumuzu besler… Dünyanın debdebesinden bizi uzaklaştırır, kendimize, içimize dönmemizi sağlar ve bize ayna tutar.

Matematik; eril, katı, kuralları olan, ciddi, sıkıcı, soğuk bir karakter gibi gelir bana… Sanat; Afrodit’i bile güzellikte kıskandıracak bir dişil, şuh, kural tanımayan ve delen, sıcak bir karakter gibi gelir. Bu iki zıt karakterin birbirine olan muhabbeti beni her daim şaşırtır.

Sakince düşününce ise matematiğinde bizatihi sanat olduğu fikri uyanır bende… Sanat da bizatihi matematiktir… Hani aşık ve maşuğun aynel yakin olmaları gibi… Sevgilinin canı yandığında hisseder ve onunda canı yanar. İkiside kar altında yürürde bir ayak izi çıkar. Onun gibi…

Matematiğin gönlüne sanat; sanatın gönlüne matematik girmiş, birbirleriyle hemhal olmuşlardır. Her tek sayının toplamının çift sayı yapması, her çift sayının çarpımının çift yapması vb bu uyum, bu ahenk, adeta bir sanattır. Mecnun’un çölde Leyla ile karşılaştığında eğer sen Leyla isen ben kimim demesi gibi ikiside birbirinden ayrı düşünülemez…

Bu iki serseri aşık yüzyıllarca birbirlerine muhabbet duymuşlar ve uyumlu bir çift olarak raks etmişlerdir. Yağız delikanlımız matematik ile Afrodit’i kıskandıracak güzellikteki sanatın aşkları dillere destan olmuştur.

Matematik ve sanatın birbirine olan muhabbetleriyle şiir sanatında ölçü, müzikte notaların uyumu ile ortaya çıkan sesteki ölçü, resim, heykelde kullanılan malzemelerin boyutlarının gözü yormaması için matematik hesabı vb örnekler verilebilir. Bu matematik ile sanatın arasındaki ilişki ile estetiğin sağlanması gereklidir.

Çok teknik bilgiye girmeden örnekler vermek gerekirse Eski Yunan’da müzik, matematiğin dört ana dalından biri olarak kabul edilmiştir. Pythagoras bir telin değişik boyları ile değişik sesler elde edildiğini ortaya çıkarmış ve müzikal dizinin temelini atmıştır.

Orta çağ dönemi dünyasında, sanat eserinde bulunması gerekli en büyük özellik olarak görülen uyumu sağlamak için matematik ilminden çokça faydalanılmıştır. Rönesans devri resim, heykel mimari gibi sanat dallarında aranan bu uyum çok net görülür. Resimlerde seyirciyi tam karşıdan seyrettiren ressamlar resimlerinde kullanılan altın orana da çok önem vermişlerdir.

İslam sanatında da durum hemen hemen aynıdır. Hat sanatında kullanılan kağıdın boyutuna göre harflerin uyumlu bir şekilde yerleştirilmesi keza minyatür sanatında da durum aynıdır.

Barok dönemde bu karşıdan bakış açısı -gölge ve ışık oyununu belli etmek için- yerine çapraz bakış açısına geçilmiştir. Mimaride kullanılan kubbe, kapı, pencere vb unsurların birbiri ile uyumu sağlanırken matematik ilminin kullanılması…

Bunlar adeta matematiğin, maşuğu olan sanata, duygularının ifadesi, muhabbetinin verdiği süslü hediyelerdir. Bu hediyeler ile sanat güzelliğine daha da güzellik katar. Bu ifade şekli ile ayrıca bizlere de duygu ve düşüncelerini anlatmış olur ve tıpkı dağ delen Kerem, çöllere düşen Mecnun gibi dikkatleri üzerine çekerek aşkını herkese duyurmak ister ve bunda da başarılı olur…

1 comment

  1. Fikret Selim Yazıcı 9 Nisan 2018 at 22:22 - Reply

    Rıfat kardeşim, birbirine zıt görünen iki kavramın, aslında birbirlerini tamamladığını.. biri olmazsa diğerinin yavan kalacağını hatta bir adım öne çıkarsak.. biri olmazsa diğerinin olamayacağını net.. kesin bir dille anlatmıştır bize.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir