Ümit ÖZGÜ – EĞİTİMDE ERGEN

Gençlerde 12-20 yaş arası ergenlik dönemi olarak adlandırılmaktadır. Bu dönemde gençlerde fiziksel, psikolojik ve ruhsal bir çok değişim gözlemlenmektedir. Özellikle ergenin kendini bulmaya çalıştığı benlik arayışında olduğu model alma dönemidir. Gençleri sağlıklı bir şekilde topluma adapte etmek istiyorsak doğru modelleri bulmalarına yardımcı olmak lazımdır. Son yıllarda küreselleşen dünya ile birlikte kültür erozyonu oluşup gelenek ve göreneklerin tahrip olması, gençlerin internet ve sosyal medyada hapsolmalarından dolayı bir çok yanlış modelleri taklit etmektedirler. Bunun neticesinde aileleri ve eğitim yuvaları okulları çok zor durumda bırakan bencil, agresif, egosu yüksek topluma faydasız ergen kavramı ortaya çıkmıştır. Gençlere olumlu bir model oluşturamayan toplum ise gençlerin bütün şımarıklıklarını, düşüncesizliklerini, sorumsuzluklarını ergen kavramıyla örtmektedir.  Eğitimciler ve özellikle ebeveynler yapılan yanlışlıkları ergen kavramı arkasında örtmek yerine nerede hata yaptıklarını tespit edip gençlerin enerjisinden yararlanmak için çalışmalar yapmalıdırlar.

Ergen kavramı yerine gençlerimizin içine özgüven ve nezaket tohumları ekip vicdanlı olmalarını sağlamalıyız. Onlara çocuklar gibi değil büyük işler başaracak adamlar nazarıyla bakarak bu nazarla muamele etmemiz gerekir. Biz gençlerimize ne nazarla bakarsak gençler o şekilde biçimlenir. Şöyle tarihin sayfalarına bir göz atalım:

Fatih Sultan Mehmet ilk Osmanlı tahtına çıktığında 12 yaşında, zamanın en iyi komutanlarının alınmasını imkansız olduğunu düşündüğü Bizansın başkenti Kostantine’yi fethettiğinde 21 yaşındaydı.  Hz. Ali müslüman olduğunda 10 yaşındaydı. Ve bu yaşında müslüman olarak akrabalarını ve tüm Mekke müşrik halkını karşısına almıştı. Musab bin Umeyr müslüman olduğunda 14 yaşında ve Medine’ye muallim olarak gönderildiğinde 16 yaşındaydı. 16 yaşında bir yıl gibi kısa sürede Medine halkının yarısının müslüman olmasına vesile olmuştu. İslam’ın ilk karargahı olarak evini açan Hz. Erkam 16 yaşındaydı.

1915 yılında Türkiye’de 5 Lise, bazı tarihçiler göre ise 3 lise yani Galatasaray, Konya ve İzmir Lisesi hiç mezun vermedi, daha doğrusu veremedi. Çünkü mezun olacak öğrencileri ‘Vatan’ için savaşmaya gitti ve bir daha dönmedi bu gençlerin hepsi 16, 17 yaşlarındaydı.

Bu örnekleri arttırabiliriz. Asırlar önce gençliğe verilen bu ruhu  tekrar doğru dokunuşlar ve yöntemlerle ihya edebiliriz. Hocası Akşemseddin Fatih’e nasıl bir ruh verdiyse biz eğitimciler de bir Akşemseddin olmaya, ebeveynler Fatih’in babası 2. Murat olmaya çalışmalıdırlar. Malumunuz Fatih Sultan Mehmet Han çocukken çok yaramaz bir öğrenciydi. Ders esnasında yaptığı şımarıklıklarla Hocası Akşemseddin’i çileden çıkarırdı. Hocası kendisine kızdığı zaman hemen “Ben Padişahın oğluyum bana bir şey yapamazsın” deyip tehdit ediyordu. Padişaha şikâyet etmeyi edepsizlik sayan Akşemseddin, durumu II. Murat’a anlatamıyordu. Ancak gün geldi artık küçük Mehmet’in yaptığı yaramazlıklar çekilmez hale geldi.

Bunun üzerine destur dileyip II. Murat’ın huzuruna çıktı. “Padişahım size bir hususu arz edeceğim ancak hayâ ediyorum” deyince II. Murat “Buyur çekinmeden anlatabilirsin” dedi. Bu söz Akşemseddin’i rahatlattı ve başladı olayı anlatmaya. Padişahım oğlunuz, ciğer pareniz Fatih çok yaramaz, onun yaramazlıkları yüzünden ders işleyemiyorum, kendisine kızdığım zamanda hemen sizinle beni tehdit ediyor deyince II. Murat Akşemseddin’in yanına gelerek kulağına bir şeyler fısıldar. II. Murad’ın kulağına söylediği sözleri duyan Akşemseddin çok şaşırdı. Bu ne plandı, mümkün değildi bu planı uygulamak. Akşemseddin plan konusundaki rahatsızlığını padişaha ilettiyse de Padişah onu dinlemedi ve bu iş olacak dedi.

Ertesi gün yine derste Fatih Sultan Mehmet yaramazlık yapıyordu. Akşemseddin’in uyarısına aynı tehdit cevabını verdiği sırada Padişah ansızın kapıyı açıp içeri girdi. Bu olay karşısında Akşemseddin hiddetlenerek Padişaha bağırdı ve bir tokat atarak, bu şekilde sınıfa giremeyeceğini izin istemesi gerektiğini söyleyerek derhal dışarı çıkmasını istedi. Padişah mahcup bir şekilde boynunu bükerek özür diledi ve dışarı çıktı.

Olaylar karşısında Fatih Sultan Mehmet’in nutku tutulmuş ne yapacağını şaşırmıştı. Güvendiği babası tokat yemişti. Fatih Sultan Mehmet allak bullak olmuştu. Az sonra kapı vuruldu ve Padişah mahçup bir şekilde içeri özür dileyerek girdi. Plan muhteşem bir şekilde işlemişti. O günden sonra Fatih Sultan Mehmet asla yaramazlık yapmadı. Çünkü güvendiği dağlara kar yağmıştı.

İşte Akşemsettinin kulağına fısıldanan muhteşem plan, işte çocuk eğitimi. işte onlar, işte biz….

Elhasıl gençliğimize ruh verip tembellik miskinlik sefahat vb. her türlü nefsin süfli istekleri ile mücadele etme isteği oluşturup hedefi oku, çalış, üret olan bir gençlik için herkes elini taşın altına koymalıdır. Şunu unutmamalıyız istikbal gençlerimizin elindedir. Gençlere verdiğimiz ruh dünyamızın boyası olacaktır. Unutmayalım dünyamızı karartmakta aydınlatmakta bizim ellerimizde…

3 comments

  1. Ümit beyi seven öğrencilerden biri 12 Nisan 2018 at 20:39 - Reply

    Değirli matematik hocam elinize sağlık çok güzel yazmışsınız adım önemli değil siz büyük ihtamalle beni tahmin edip bulacaksınız gerçekten sizi örnek alıyorum ahlakınızla verdiğiniz eğitiminizle vatan sevginizle dinle bağlantınız muhteşem bana kalırsa cennetlik adamsınız allahın izniyle. Yazınız çok güzeldi tebrik ederim devamının gelmesini dilerim saygılarımla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir