Mahmut AKGÜL – Ulaşılabilirlik, Sonra Nezaket ve En Sonunda Yetenek

70’ ini devirmiş ve ürogenital cerrahi patolojinin duayenlerinden sayılan, üç yüze yakın uluslararası makale ve kitabın yazarı hocam, her zamanki kokusundan ayılabileceğiniz aşırı yanmış siyah kahvesini yudumlarken, iki başlıklı mikroskobun bir ucunda hem mesane biyopsilerini yorumluyor hem de tıp ile geçmiş hayatından süzülmüş o paha biçilmez tecrübelerini benim gibi yolun başındaki toy ile paylaşıyordu. Hayatının kabaca yarısı ürolog olarak mesane, prostat ve böbrek kanserlerini opere etmek olan, bir şekilde diğer yarısında bu fiziki olarak yıpratıcı hayatı bırakıp patolog olmaya karar veren biri olarak, tıbbın iki aşırı ucunu deneyimlemiş, bu deneyimle pişmiş ve genç nesilleri eğitmek dışında her heyecanı yaşamış bir dev. Kahvenin kokusuyla sabahın atıllığını atmamı bekledi zannediyorum, bir ara bekledikten sonra mikroskobun diğer ucundan başını uzattı ve zihnime kazınan şu cümleyi kurdu:

‘Mahmut, eğer iyi bir hekim olmak istiyorsan, şu olmazsa olmaz 3 yetiyi, önem sırası sana sayacağım şekilde olmak üzere, elde etmek durumundasın.’

  • Availability (Ulaşılabilirlik)
  • Affability (Nazik olmak)
  • Ability (Yetenek)

Hani bazen bir kitabın hiç beklemediğiniz bir sayfasında uzun bir okla dimağınızı vuran bir alıntı görürsünüz. Bir şiir namesi beyninizde yeni bir evren başlatan büyük patlamayı tetikler. Birkaç güzel insanla demli bir çay içersiniz de; içlerinden biri sizi allak bullak edecek bir şey deyiverir; sonra fişi çekiliverir.

‘Ne kadar…güzel…bir…söz’ diyemeden mikroskobun başından biraz geriye yaslanarak, işlediği demirin tavını incelemek için çekici indirmeye ara veren bir demirci gibi bana bir göz attı profesör. Afallamamdan kıvamımı tutturduğu konusunda halinden memnun, demiri dövmeye devam etti.

‘Bunu tüm etkin insanlara uyarlayabiliriz aslında, ancak burada hekim hekime konuşuyoruz; bu alanda devam edelim.

‘Hekimin en olmazsa olmaz özelliği, ulaşılabilir olmasıdır. Meslektaşından ve hastasından uzak bir hekim, ya da onların erişim çabalarına aynı şevkle karşılık vermeyen doktor, eninde sonunda iyi bir doktor olma özelliğini kaybeder.’

‘İkinci olmazsa olmaz özellik, nezakettir. Kaba bir adamdan atomu parçalasa da iyi bir şeyler çıkmaz.’

‘Üçüncüsü, olmazsa olmaz ama olmazsa olmazlar arasında en sonuncusu, yetenek. Tıp bilimi ve sanatından uzak, bu konuda kendini geliştirmemiş bir hekim, topluma zararlıdır. Unutma Mahmut, tıp konusunda çalışmamak da malpraktistir.’

Bu şekillendirici konuşmanın üzerinden üç yıla yakın bir zaman geçti; ancak bu süreçte hemen her hadisede bu hipotezin kendini doğrulayarak kendini bir teoriye dönüştürdüğünü gördüm. Bunun üzerine ekleme yapmak haddini henüz kendimde bulamasam da, aslında bir nokta daha var: Uygunluk, nezaket ve yetenek birbirinden ayrı kavramlar olmaktan ziyade, birbirinden ayrılamayan ve birbirlerini sinerjistik etkiyle pekiştiren özellikler. Şöyle düşünelim; pek çok kere, meslek grubundan bağımsız olarak ulaşmaya çalıştığınız kimselerin ulaşılabilirlik düzeyi, nezaketleriyle doğru orantılıdır. Çünkü ‘işim çok, zamanım yok’ diyen kişilerin azımsanmayacak bir kısmı meşgul değil, size zaman ayıramayacak kadar kaba kimselerdir. Öte yandan, çok yetenekli kimselerin, yetenekleri sorgulanabilen kimselerle karşılaştırıldığında, neredeyse her zaman ulaşılabilir ve nazik olduğunu görürsünüz.

Kendimizi fildişi kulelere hapsetmek yerine, bizlere ihtiyacı olan herkesin rahatlıkla erişebileceği, nazik ve profesyonel bir muamele gösterecek bireyler haline gelmek her hekimin hedefi olmalı. Bu zorlu yolu yürümek için, ilk günkü şevkimizi hatırlatacak prensiplerin başına bu üçlüyü eklememiz şart.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir