Mahmut AKGÜL – BAŞARI

Kimi zaman bazı kavramların ne olduğundan ziyade “ne olmadığını” tanımlamak daha etkili bir anlayış eldesi sağlar. Karanlığı anlatırken, karanlığın kendisi yerine ışıksızlık halini tanımladığımız; siyahı anlatırken hiçbir renge sahip olmadığını belirttiğimiz gibi.

Başarı, “amaçlanmış bir hedefe ulaşmak” şeklinde olabilecek en belirsiz, kişiye, gruplara ve toplumlara göre her yöne çekilebilen, sündürülebilen bir ifadeye büründüğü vakit idrak edilmesi imkansız hale geliyor. Başarı, insan tarafından tanımlanmaya çalıştıkça anlamı kişinin akıl dağarcığı oranında sığlaşıyor. Belki de başarının ne olmadığına odaklanmak, onun daha iyi anlaşılmasına vesile olabilir. Kendi düşüncelerimin ve fıtratımın da “başarının ne olmadığı” ile ilgili anlayış üzerine subjektif bir kısıtlama yapacağını baştan kabul ederek, başarının ne olmadığı hakkında kafa yormaya karar verdim:

1- Başarı doğrudan ölçülebilen birşey değildir; çünkü dünyadaki herkesin kabul edeceği bir tanıma sahip olmayan bir şeyin ölçüm birimi yoktur. Kilometreyi ölçebilirsiniz, dakikayı ölçebilirsiniz, vücut ısısını ölçebilirsiniz.

2- Başarı dolaylı yoldan da ölçülemez; çünkü indirekt olarak kullandığımız belirteçlerin kişilerin nazarında değeri görecelidir. Çok para sahibi olmak modern ekonomi anlayışına göre genel geçer bir psödo-ölçüt olagelmişse de, başarı mal hırsı ile aynı şey değildir.

3- Başarı, karşılaştırılamaz. Komşunun kızının fen bilgisinden 95 almış olması, sizin oğlanın 75ini az başarılı yapmaz; çünkü komşunun kızı Marie Curie olabilir. Ayrıca sizin oğlan da Einstein olabilir ancak yapılan sınav, adaylar üzerinde etkili bir seçme yeteneğine sahip olmayabilir.

4- Başarının büyüğü yada küçüğü yoktur. Aslında belki olmama hali bile mümkün değildir de, biz bunu henüz idrak edemiyoruzdur. Ölçemediğimiz birşeyin olmamasının imkansız olduğunu idrak etmek insanı insan yapan şeydir belki.

5- Başarı, üstünlük belirteci olamaz. Kişiler, kendilerince ulaştıklarını düşündükleri ölçütlerle başarılı olduklarını iddia ederler ve reklamlarını yaparlar (self-promotionda üstümüze yok). Belki de kişi başarıya sahip olduğunu sandığı müddetçe başarılı olmaktan uzaklaşıyordur.

6- Başarı, kişinin tatmin olması demek değildir. Çünkü insan tatmin olmaz, bizim isteklerimizi ancak bir avuç toprak söndürür.

7- Başarı, sadece kişisel bir hedefe ulaşmakla sınırlı olamaz. İnsanların yanlış kararlar verme özelliği ortadayken, ulaştığımızı zannettiğimiz bir hedefin ileride pişman olacağımız bir alternatif geleceğe bizi sürükleyeceğinden emin olamayız.

8- Başarı ile mutluluk yada mutsuzluk arasında neden-sonuç ilişkisi, hatta istatistiki olarak anlamlı bir ilişki olmayabilir. Kişilerin duygu durumları başarı için bir ölçüt değil (muhtemelen).

Başarılı olma isteği DNA sarmalımızda istisnasız demetile olmuş bir gen tarafından sentezleniyor olmalı; çünkü herkes başarılı olmak istiyor. Fakat ne olduğunu değil, yukarıda olduğu gibi sinapslarımızı zorlayarak düşünsek dahi ne olmadığını bile tam olarak anlamak zor. Böyle bir gerçekle karşı karşıyayken, kendimizi başarılı olduğumuza inandırıp başkalarını hor görüyoruz ve ego büyütüyoruz; başarı adına kuralsızlığı meşru görüyoruz ve illegallik mantıklı hale geliyor; başarı uğruna adaleti hiçe sayıyoruz.

Yönünü ve maksadını bilmeden koşup durduğumuz şu kariyer yolaklarında durup nefes almaya, bir şeyler “uğruna” efor sarfetmeden önce “nasıl” sorusu kadar “neden” sorusu üzerinde yoğunlaşmaya mecburuz. Belki de başarılı olmak baskılanması gereken bir dürtüdür; onun yerine “nasıl” sorusuna odaklanıp ehil olmak, “neden” sorusuna odaklanıp “edip” olmak gerekiyordur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir