Mahmut AKGÜL – Bir Çocukluk Aşkıdır İngilizce

 

Yurtdışına okumak ya da çalışmak için gelmiş Türk vatandaşları için Türkiye ziyaretlerinin planları en az bir yıl önceden başlar. Fakültenizin/İşyerinizin takvimdeki tatil miktarı Sahra çölüne yılda düşen kar miktarı kadar olduğu, kurdan bağımsız olarak transatlantik uçuşların evrensel olarak pahalı olduğu ve gelmişken herkesi ziyaret etmek amacıyla ziyaret zamanınızla resmi bayramları çakıştırmak için güneş sistemindeki dokuz gezegenin aynı doğrultuda hizalamanız gerektiği hesaba katıldığında, medeniyetin doğduğu topraklara iki haftalık ziyaret için yeni bir medeniyet kuracak kadar hazırlık gerektiği ortaya çıkar.

Tatilinizin ilk günlerinden itibaren sizi yıllardır aramayan vefasız dostlarınız da dahil olmak üzere ekseri muhataplarınızdan ‘Türkiye’ye ne zaman geri döneceksin?’, ‘Kaç para maaş alıyorsun?’, ‘Bir dahaki sefere bana oradan yeni IPhone getirmen mümkün mü?’, ‘Şimdi senin askerlik işi ne oldu?’ tarzında klasik soru kalıplarına maruz kalırsınız ve aslında ziyaret önceki hazırlığınızın bir kısmı bu tür soruları geçiştirmek için strateji geliştirmek üzerine kuruludur.

Bu sorular içerisinde belirgin olanlardan biri ise daima çalışmadığım yerden çıkan ve beni her karşılaştığımda hayretler içerisinde bırakan şu sorudur: ‘Şimdi senin İngilizcen nasıl?’

Yurtdışında rızkının peşinde koşan Türkler, gurbetçi diğer milletlerle karşılaştırıldığında genel itibariyle ortalamanın üzerinde bir yabancı dil öğrenme kapasitesine sahip; bundan yıllar önce başta Almanya olmak üzere sadece ABD’ye çalışmak için gelen Türk vatandaşları gibi Türkiye’de uzun bir örgün eğitime sahip olmasalar bile bir adaptasyon süreci geçirdikten sonra İngilizceyi rahatlıkla konuşabilmekteler. Bu çalışanlarımız ile birlikte, yüksek eğitim ya da yüksek eğitim sonrası ABD’ye gelen Türkler ise zaten gelmeden önce en az bir kere İngilizce yeterliliğinin sınandığı bir sınava maruz kalmaktalar. TOEFL, IELTS, tıp hekimleri için USMLE Step 2 CS bu yeterlilik sınayıcı sınavlar arasında. Yani ABD’ye yada İngilizcenin resmi dil olduğu bir ülkeye lisans sonrası eğitim için giden birine İngilizce seviyesi sormak, bana göre aslında bizim İngilizce ile ve İngilizcenin bizimle imtihanımızın bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor.

İngilizce (ve aslında diğer yabancı diller) ile genel itibariyle toplumumuz arasındaki ilişki ‘platonik bir çocukluk’ aşkı benzetmesiyle tabir edilebilir. Teşbihte hata olmaz (umarım); yaşadığınız mahallede dillere destan güzel bir kız vardır ve herkes onun peşindedir. Penceresinin baktığı sokağın kaldırımlarına ‘SENİ SEVİYORUM’ yazar, o sokaktan geçerken bisikleti elsiz kullanıp ön tekerleği kaldırır, biraz daha cesaretliysek ona hitap eden sahipsiz küçük mektuplar yazarız. Belki birbirimizi anlıyor bile olabiliriz, fakat asla gidip kendisiyle konuşamayız.

Bizim ülkemizde milli İngilizce seviyesi de ‘anlamak ama konuşamamak’ şeklinde tanımlanır. Bakkalından mühendisine, öğretmeninden taksicisine, polisine kadar herkesin platonik bir İngilizce aşkı vardır; İngilizceyi herkes anlar ama kimse bir türlü konuşamaz. Bu platonik çıkmazdan çıkmanın yegâne yolu ise şu iki temel prensip sayesinde gerçekleşebilir:

  • Anlayan ama konuşamayan bir İngilizce seviyesi yok. Bu bizim uydurmamız, kitlesel delüzyonumuz.
  • Genel anlamda kabul görmüş resmi ve bağlayıcılığı olan bir İngilizce seviye sistemi var. Yani bizim bir seviye uydurmamıza gerek yok

Common Framework of Referene for Languages (CEFR)1, yabancı dillerin yeterliliğini seviyelendirmek üzere genel anlamda kabul edilmiş bir standart var. Bu standarda göre İngilizce seviyesi 3 ana ve her birinde 2 alt seviye olmak üzere toplamda 6 seviye. Başlangıç seviyelerinden (Seviye A1) ileri düzeye kadar (Seviye C2) yelpazede sizin İngilizce düzeyiniz objektif bir şekilde değerlendirilebiliyor. CEFR seviyelerini ayrıntılı bir şekilde belirtelim:

  • Basic English User (A1 Beginner, A2 Elementary): Bu seviyenin sonuna gelen bir kimse günlük rutin içerisinde yer alan temel iletişim kalıplarını rahatlıkla anlayabilir ve konuşabilir. İletişim, ilk seviyelerden itibaren iki taraflıdır.
  • English Independent USER (B1 Intermediate, B2 Upper-Intermediate): ilk seviye İngilizce kullanıcısı bir kimse olmayı kimse gururuna yediremediği için Türk toplumunun özellikle üniversite görmüş kesiminin %90ı kendini Intermediate olarak görür (ancak konuşamamak ile bu seviye gerçekleşmiyor unutmayalım). B1 seviyesi IELTS 4 ve TOEFLda 57 – 86, B2 seviyesi ise IELTS 5 – 6 ve TOEFL 87 – 109 olarak kabul ediliyor. Bu seviyenin sonuna gelen bir kimse somut ve soyut kavramlar hakkındaki temel fikirleri rahatlıkla okuyup anlar, belli bir akıcılık düzeyinde ana dil konuşan ya da yine bir başka yabancı dil kullanıcısıyla belli bir seviyede konuşabilir.
  • Proficient English User (C1 Advanced, C2 Proficient): Kabaca herhangi bir anda herhangi bir konuyu efor sarfetmeden anlamak ve akıcı ve anlaşılır bir şekilde konuşmaktır. C1 ve C2 arasında esas itibariyle aksan haricinde ciddi bir fark yok (ABD tanımına göre). C1 IELTS seviye 7 ve TOEFL 110 – 120, C2 ise IELTS 8-9 olarak tabir edilir.

Türk toplumunun kitlesel olarak platonik aşktan kurtulması ve Leyla – Mecnun döngüsünü kırabilmesi için önce gerçekten hangi İngilizce seviyesinde olduğunu anlaması gerekiyor. Bizim ezici bir çoğunluğumuz – eğitim düzeyinden bağımsız olarak – A2 seviyesinin üzerine çıkamıyoruz. Belki de bu seviyenin üzerine çıkma ihtiyacını sorgulamamız gerekmekte ancak yüksek eğitime baş koymuş ya da kariyer yapmak isteyen bir kişinin İngilizce yada bir başka yabancı dil olmadan bunu nasıl yapabileceğini çok kestiremiyorum. Bu platonik maceradan kurtulalım, mahallenin güzeli için Türkçe dizeler bestelemek ve bahaneler üretmek yerine gidip kendisini adam gibi tanıyalım, tanışalım, ter dökelim, öğrenelim. İngilizce ve diğer yabancı dillerin bizden kaynaklanmayan temel sorunları malumunuz; ancak biz önce bu ‘anlıyorum ama konuşamıyorum’ sanrısından kurtulmak mecburiyetindeyiz.

1 https://tracktest.eu/english-levels-cefr/

 

2 comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir