Mahmut AKGÜL – Büyük İşler Nasıl Yapılmaz? IV. Haçlı Seferi…

Tarih, akıl sahipleri için ibrettir. İnsanlığın kolektif tecrübesi, zihnini ders almaya hazır hale getirecek kadar tevazu sahibi olabilen herkes için bir başucu kitabı; her bilinmez dönemecin, her hatanın, her başarının ve bunlara nasıl tepki verileceğinin yorumlanabileceği sürekli büyüyen bir kaynaktır. Öte yandan, Cenap Şahabettin’in de vurguladığı gibi ‘İnsan, tarihe her istediğini söyletebilir; çünkü ölüler itiraz edemezler’. Günümüzde tarihle ilgilenenlerin ezici çoğunluğu bunu ibret vesilesi veya kişisel gelişim için değil, bağnazı olunan ideolojilerin temelsiz prensiplerine dayanak veya gündelik bayağı siyasi argümanlara malzeme bulmak için yapar.

Bu tehlikeli eğilimden tarihin ve içindeki her şeyin Rabbine sığınarak, zamanın sonuna kadar gerçek taliplilerine öğretecekleri bitmeyecek ve görece cahili olduğumuz büyük bir hadiseyi hatırlayalım: 4. Haçlı Seferi. Gerçek önemli ayrıntılarıyla birlikte kitaplara sığdıramayacağımız bu büyük olayı, bu köşenin maddi limitlerinin izin verdiği kadar anlatmaya çalışalım. (Hem haçlı seferlerinin yorucu olabilecek kadar ayrıntılı anlatımını dinlemek, hem de İngilizce geliştirmek isterseniz, buraya tıklayın. Harika bir podcast, ama inanılmaz uzun).

Iraklı Selahaddin-i Eyyubi, büyük Ortadoğu operasyonu neticesinde 1187 yılında Kudüs’ü yeniden fethettikten sonra, elbette Latin orduları denemekten vazgeçmezler ve hemen bu büyük fethin akabinde 1189 yılında aslında oldukça başarılı sayılabilecek 3. Haçlı seferiyle Selahaddin’in fethettiği bazı toprakları geri alsalar da Kudüs’ü yeniden ele geçiremezler. Yaklaşık 10 yıl içerisinde, Papa 3. Innocent bir başka Haçlı Seferi için Avrupa ülkelerine çağrıda bulunur. Kendi aralarındaki anlaşmazlıkların gölgesi, Avrupa’daki pek çok kral için bu ‘cenneti garantileyen’ sefere katılma şevkinin üstüne düşer, ancak sonunda birkaçı kabul eder.

Bir önceki yüz yılı kapsayan diğer üç haçlı seferinde, özellikle Selçuklu Türklerinin sefer güzergahını tam bir işkenceye çevirmesi nedeniyle kara güzergahı yerine deniz yolunu tercih etme kararı alınır. Ancak deniz yolculuğu inanılmaz derecede pahalıdır ve binlerce askeri deniz yoluyla Filistin’e ulaştıracak sayıda gemi yoktur. Bunun üzerine, ruhani liderin çağrıları reelpolitik ile değişmeye başlar. Önce Filistin yerine, İslam dünyasının en güçlü noktası Mısır’ın fethedilmesine karar verilir (bir rivayete göre bu kararı alırken Papa’ya sorulmaz bile). Sonra, deniz yolu için gerekli gemilerin yapımı ve askerlerin lojistiğinin sağlanması için, zamanın deniz ve ticaret devi Venedik’le anlaşmaya karar verilir.

Venedik, o dönemde 90 küsur yaşında, on yıllar önce Bizans’ın İstanbul zindanlarında kör edilmiş Doge Enrico Dandolo tarafından yönetilmektedir ve Enrico Dandolo kelimenin tam anlamıyla yaşlı bir kurttur. Haçlı güçlerinin kumandanları, Venedik’in kendilerine yetecek gemi ve transfer hizmetleri neticesinde 85.000 gümüş mark ödemeyi ve ödemenin bir kısmını da askerlerin gemilere transferi esnasında her askerden alınacak bir miktar para ile karşılamayı önerirler. İddialarına göre, tam 35.000 asker toplanacaktır.

Venedik ve Enrico Dandolo, bu kararı onaylar ve tam bir yıl ticari faaliyetlerini durdurur (günümüzde Hollanda’nın, İsviçre’nin, ya da İngiltere’nin bir yıl hiç ticaret yapmadığını düşünelim). Bir yıl sonunda yüzlerce gemi ve gerekli personel hazırdır.

Ancak, haçlı orduları 35.000 asker yerine yalnızca 12.000 asker toplayabilir. Ellerinde avuçlarında ne varsa vererek ve tüm askerleri de yiyecek ekmek bulamayacak kadar fakir fukaraya çevirerek taahhüt edilen borcun ancak yarısına yakını ödenebilir. Venedik öfkelidir ve süper ticari bir güç öfkelendiğinde, Aziz Peter’in varisi Papanın titremesi normaldir. Fakat yaşlı kurt Enrico Dandolo, oldukça cazip bir fikir ortaya atar:

  • Borcunuzu ödemek için Konstantiniyye’yi ele geçirin! Yağmanın yarısı sizin, yarısı da bizim olsun!

Bu olayların seyrinde meydana gelen sınırsız sayıda entrika ve Bizans taht oyunlarını da ayıklarsak; kendi ahiret kurtuluşları için kutsal toprakları barbarların zulmünden kurtaracak olan on binlerce haçlı, Filistin niyetiyle başladıkları yolculuğun sonlarına doğru kendilerini bir anda 1203 yılında Bizans’ın başkentinin surlarının önünde buluverirler. Konstantiniyye, Roma’dan daha büyük bir (Ortodoks) Hristiyan metropolüdür üstelik.

Hak din Hristiyanlığa kendisiyle beraber tüm Roma imparatorluğunu geçiren Konstantinden beri adıyla anılan Konstantiniyye, her devrin âşık olduğu şehirdir. Yüzbinlerce sakini, dünyanın en büyük dini yapısı ‘Kutsal Hikmet’ Ayasofya, Büyük Konstantiniyye kütüphanesi… Bunların hiçbiri kuşatma sonucu düşen ve üç gün üç gece durmadan yağmalanmaktan kurtulamaz. Ayasofya ve tüm diğer kiliseler dahil her yer yağmalanır, büyük kütüphane tamamen yanar (günümüzde bu kütüphaneden sadece tek bir nüsha kitap kalmıştır), neredeyse tüm bronz heykeller eritilir (bunlar arasında kurtulanların en ünlüsü, bu yazıyla ilişkili görselde göreceğiniz 4. Yüzyıldan kalma Lysippos’un 4 atlısıdır. İstanbul yağmalandıktan sonra Venedike taşınmıştır ve şu anda Milan’dadır). Bizans’ın zaten çok büyük olmayan hazinesi tamamen boşaltılır. On binlerce Hristiyan dindaş elleriyle katledilir, köle pazarına düşer. Konstantiniyye ve civarında kısa süreli bir Latin krallığı kurulur (belki de toynaklarıyla toprağı döve döve vatan yapan atların sahiplerine hazırlık olsun diye Trakya ve Balkan bölgesi ciddi şekilde istikrarsızlaşır).

Konstantiniyye, bu yağmadan sonra ‘bu dünyaya bir yar için ah etmeye gelmiş’ 21 yaşındaki bir Türk kumandanın ellerine geçene kadar eski görkemine kavuşamaz.

Evet çok uzun oldu, özür diledikten sonra sadede geliyorum:

Özetinin özeti bile bu kadar uzun olan bu gerçekleşmiş gerçek dışı olaydan bizim tabağımıza ne düşer acaba?

  • Büyük organizasyonlar tam bir disiplin içerisinde gerçekleşmek zorundadır.
  • Büyük organizasyonların hedefleri net, açık ve tüm katılımcılar için aynı olmak zorundadır.
  • Büyük organizasyonların öncelikleri lafta değil, aksiyondadır; organizasyonların hareketlerinin ne yönde olduğundan başka bir şey sonuca etki etmez.
  • Aksiyonun çekirdeği niyettir. Niyeti bozuk olan büyük bir organizasyondan büyük ve hayırlı işler çıkmaz.
  • Tarih, akıl sahipleri için ibrettir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir