Gülsevin PARTAL – Çocukluğum…

Tüm Müslüman alemi için çok önemli olan Berat Gecesini geçenlerde dolu dolu eda etmenin vermiş olduğu huzurla geride bırakmış bulunmaktayız. Hepimizin bildiği üzere; insanın 1 yıl boyunda neler yaşayacağı bu gece yazılırmış.

Böyle gecelerde, özellikle kandil gecelerinde ve bayramlarda ailece hep birlikte oturmalarımız ve tv karşısında da olsa ( tek kanallı dönemlerde ) okunacak mevlidi beklememiz ve dinlememiz, kandil gecelerini genellikle anneannemde geçirmemiz, orada hep birlikte tüm kuzenlerimle ( sayı vereyim 30 adet ) birlikte oluşumuz geldi aklıma. Daha çok annemle birlikte gittiğimiz, ellerini öptüğümüz büyüklerimiz, dedemin önünde elini öpebilmek için bile sıraya girişimiz ve hayır dualarını almamız unutulmaz anılar…

Ah o annemin yaptığı ve elinden geldiğince de hala yapmaya çalıştığı kandil ve arefe günlerine özel olan olağanüstü lezzetteki kollu çörekleri… Bir tanesinin bile oldukça doyurucu olduğu ve bıçak izleri ile şekillendirdiği, şekil olarak da sekiz şeklinin verildiği yanında zeytinle servis edilirse de lezzetine doyum olmadığı çörekler …

Biliyorum ki; annem olmasa bizler de bu lezzetlere bu geleneklere hasret kalacağız… En güzel ve özel kılan kısmı da yapılan bu çöreklerin komşu, akraba, eş ve dosta dağıtılması ve kandillerinin kutlanması idi… Aslında yine biliyorum ki; o tat çöreğin yapılışındaki ve lezzetinin de ötesinde, kimlerle paylaşıldığında idi…

Geçmişe baktığımda; evet teknoloji ve imkan olarak bugünkü şartların hiçbirine sahip değildik ama şimdiki nesile göre kendimi dünyanın en şanslı çocuklarından hissediyorum. Zamanını yanında ailesi, anne, baba, kardeş, kuzen, büyükanne, dede, amca, dayı vs. ile geçirmiş ve büyük bir ailenin içinde her şeyi paylaşma imkanı bulmuş, çoğunluğunun erkek olduğu kuzenlerin içinde sadece 2 tane kız çocuğu olarak sarmalanmış ve değeri ölçülemez anılara sahip bir kız çocuğu…

Bütün bunlara sahip olduğum için de maddi olarak değil belki ama manevi olarak çok büyük bir lüksün içinde geçti çocukluğum… Bir çocuğun günümüz şartlarında sahip olamadığı ve kesinlikle yoksun kaldığı sevgi dolu aile, sokaklarda arkadaşlarla birlikte geçen

oyun ve mutluluk dolu saatler ve biriktirilen onlarca güzel anılar…

Babamdan armağandır okuyup, meslek sahibi olmam ve kendi ayaklarımın üzerinde duruyor olabilmem ( Yaşım ve yetiştiğim yer göze alınırsa…)

Annem; o da beni severek, eğiterek bir çocuğun mutlu bir aile ortamında yetişmesini sağlayan, imkansızlıklar içerisinde imkanlar sunan büyük kadın…

Sözlerimi toparlamadan önce; tekrar belirtmeliyim ki; bir çocuğa verilebilecek en büyük hediye mutlu bir çocukluk… Bütün çocuklarımız hak ettikleri gibi sevilsin ve mutlu olsunlar… Ve büyüyüp de geçmişe baktıklarında ne güzel, ne mutlu çocukluk geçirmişiz deyip onlar da bu güzelliğin bu lüksün tadına varanlardan olsunlar…

SEVGİLER

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir