Mahmut AKGÜL – Badem Bıyık, Top Sakal, Fönlü Saç, Yüksek Topuklar – Etiketlemenin Yükselişi

Kemik gözlük giymiş, keçi sakalı var, toplu taşımada kitap okuyor – Grup A.

Elinde tespih var, bıyıkları dudakların kenar köşelerine yaklaşmış sanki – Grup B.

Kafa çapının 3 katı kadar kabartılmış fönlü saçlı 50’lerinde hanımefendi – Grup C.

Çember sakal- Kesinlikle Grup D.

Şu sıralar günlük hayatta yapmak zorunda olduğum aktiviteler arasında yada bunlardan kurtarılmış ve sadece kendime ait (herhalde ortalama günde yarım dakika kadar) zaman aralıklarında üzerinde amatörce çalıştığım bir hipotez var: Milletler arası herhangi bir değişme göstermeksizin, insanlar arası ilişkilerin sonucunun belirleyicisi, karşımızdaki kimsenin dış görünüşü üzerine bir on saniyelik kısa inceleme sonrası o insana yapıştırdığımız etikettir. Kişileri sayı olarak beşten daha fazla olmayacak sınıflara ayırma ihtiyacı (hastalığı) yükseliştedir ve bunun önüne geçmek şu an için mümkün görünmemektedir.

Ademoğlunun sınırsız iç derinliğini kapsayacak yaklaşımı ve metodolojisini geliştiren doğu kültürlerinde çok daha sık görmeye başladığımız bu etiketleme, herhangi bir kalite seviyesi amaçlamayan gündelik gelişmelerin da tetiklemesiyle her geçen gün daha şiddetli hale geliyor. Etiketleme, yapan ve maruz kalan kişinin haberi olmaksızın gerçekleşiyor. Daha da ilginci, sanki bu sonradan türetilmiş suni yüzeysel sınıflamalar, toplum katmanlarının bire bir belirteçleriymiş gibi, toplum üyelerinin azımsanmayacak bir kısmı tarafından kanıksanıyor ve hatta sahip çıkılıyor. Hiçbir şekilde zihinsel yada sosyal yetenek düzeyi ile ilişkili olmayan bir şekilde karşımıza her çıkanı küçük kamplara bölüyor ve kendi küçük kampımız içerisinde hayatlarımızı izole bir şekilde sürdürüyoruz.

Farkında olmadan sadece dış görünüşten sınırlarla çevrili kamplar halinde yaşıyoruz. Birbirimizin etiketini denetlemekten, başkalarının etiketlerinin farklılığını her gün farklı bir şekilde dile getirmekten başka bir düşünsel aktivitemiz yok. Aynı kampın izlediği dizileri/okuduğu gazeteleri/sosyal medyayı takip ederek, kamp içi/dışı etiket dedikodusu yaparak kişisel arası iletişim yada entelektüel bir aktivite yapmış sayılmıyoruz çünkü.

Etiketleme muhtemelen binlerce yıl önce büyük bir kısmı yakın akraba olan kabile üyeleri şeklinde yaşayan ilk ilkel insan toplulukları için faydalı bir şeydi; çünkü ilkelliğin getirdiği kaynak azlığı, tehlikelerin çok yüksek olduğu ve bir kabileye ait olmamanın ölümle eş değer olduğu zamanlarda bir gruba aidiyet şarttı ve daha da önemlisi, sizden olmayan kabileleri oldukça kısa bir zaman aralığı içinde tanımanız gerekiyordu, aksi taktirde bir anda kendinizi kabileler arası şiddetli çatışmalar arasında bulabiliyordunuz. Etiketleme, belki de eski zamanlardan kalıtılan korteks altı korunma reflekslerimizden biridir kimbilir.

Oysa modern zamanların maddi bolluğu içerisinde en çok eksiğini hissettiğimiz kaliteli iletişim için görünürde herhangi bir maddi engelimiz yok; dilesek kıtalar arası görüşmeleri bir telefon tuşuna basmak kadar hızlı yapabiliyoruz. Yaşamın temel ihtiyaçlarını gidermek noktasında bir eksiğimiz yok, yaşam savaşı vermiyoruz; fakat kişisel gelişimden başka bir şey için yaratılmamış şu kısacık dünyada birbirimizin tecrübelerinden sadece zanlar nedeniyle yararlanamıyoruz.

Aynı kaldırımda yürümüyoruz, aynı çay bahçesinde oturmuyoruz, aynı safta namaz bile kılmıyoruz kimbilir.

Bu ilkel güdünün pekala farkında olan toplum yöneticileri etiketlemeyi çözmek yerine, yöneticilik hallerinin devamı için kullanmak adına daha da körüklüyorlar ve onlardan bu şartlar halinde bir yardım beklemek gülünç olur. Düşünme ve düşünme kabiliyeti ile donatılarak kendisine hayat verilenler olarak nankörlüğü bırakıp, bu tarih öncesi zamanlardan kalma hastalığımızın çaresini aramak durumundayız. Yukarıda belirttiğim üzere, insanın sınırsız derinliğini kapsayacak genişliğe sahip doğu kültürlerine aşina olan bizler, bu bitmez birikimi kullanarak iyileşmeye başlayabilir ve kıl, tüy, saçları örten bir metrekare bez parçası gibi gülünç nedenlerle gül gibi toplumumuzu lime lime etmeyiz.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir