Sefa KATI – MEYVELİ KÖYÜN YABANCISI…

Bursa’mız… Ne kadar bereketli, ne kadar çeşitli şehrimiz?

Ben Bursa’ya taşınalı dört seneyi biraz geçti, geçmeye de devam ediyor. Sadece şeftalisini bilirdim Bursa’ya taşınmadan önce. Taşındıktan sonra ise hanım ile çevre ilçeleri, köyleri dolaşma merakımız sonunda neredeyse tropikal cennet olduğunu fark ettik.

Kirazlarını keşfettik önce İznik’in Çiçekli köyünde.

Şeftaliyi, nektariyi ilk sıraya koymadım diye kızmayın. Dedim ya onu gelmeden de biliyorduk.

Armudu keşfettik sonrasında, iki yumruğum büyüklüğünde.

Dedim ya meraklıydık köyleri gezmeye. Gezdiklerimizi de eşimize, dostumuza, il dışındaki tanıdıklarımıza reklamını yapmaktan eksik kalmadık.

Sonraları Aksu Köyünden Halil abimizle tanıştık. Dalından yediğimiz böğürtleni tarif etmek imkânsız. Ellerinizin mora boyanması da yanaklarda gülümseme sebebimiz. Kış aylarında ise Trabzon Hurması olarak bilinen Cennet Hurması ve Ayvalarının da lezzetini aldık.

Bir hafta sonumuzu Orhaneli tarafında geçirelim dedik. Nasıl bir yer? Merak ettik çıktık yola. Haberlerde görmüştük bizim Karadeniz’de Likarba, Avrupa’da Blueberry, Türkçesi ile Yaban Mersini yetiştiriciliğinde pilot bölge ilan edilmişti.  Orhaneli’ni gezdikten sonra hangi köyde yetiştiriliyor diye öğrenip yola koyulduk.

Göynükbelen köyü. Dağ köylerinden biri. Yolda İbrahim abi ile eşi Raziye teyzeye denk geldik. Sorduk bu köyde yaban mersini yetiştiriliyormuş neresi diye. Sağ olsunlar muhtarı arayıp kimin ektiğini söyleyip ulaştılar. Tarlasına 1-2 saat sonra geçecekmiş gelin burada muhabbet ederiz diye davet ettiler. Olay burada kopuyor. Dalından Ahududuyu sosyete dili ile frambuazı ilk defa dalından yedim. Hem de Bursa’da!  Lezzetini tarif edecek kelimeler benim lügatımda yok af ola. Bitti mi? Bitmedi. Hala o soruyu sorarım kendime “Bunca zaman yediğim Çilek ise bunlar ne? Bunlar çilek ise bunca zaman yediğim ne ?” Tarlasından yedik çilekleri. Kovalara doldurup yanımıza da aldık.

Ayaklarımız istemese de Ahududu ve Çilek tarlasını bırakıp Salih amcamızın tarlasına gittik. Avrupa’da ufacık paketleri kaç Euro’ya satılıyor bilinmez, faydasını yazmakla bitmez yaban mersini tarlasına gittik. Henüz olmamışlardı ama madeni bulmuştuk neticede. Sonrasında kovalarca aldığımızı belirtmeden geçemeyeceğim.

Sonrasında aile gibi olduk. Sürekli görüşür hal hatır sorar olduk. Bir akşam kapı zilimizin çalınıp kova kova meyve sebze geldiğini gördük. Güzel izler güzel hatıralar bırakıyoruz hafızalarımızda.

Demem o ki hafta sonlarınızı avm gibi ruhsuz yerlerde geçireceğinize insanın gönlüne hoş gelen yeşilliklerle dolu Bursa’nın tabiat harikaları köylerine gidin. Dalından meyveleri yiyin. Köy kahvesinde sohbet edin. Elinizden tutup evine misafir etmek için yarışan insanları tanıyacaksınız. Ve o zaman iyi ki Bursa var diyeceksiniz.

Saygılarımla.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir