Sevda GÜNDÜZ – Söğütpınar Köyünden Kalan

Canım Bursa’m, güzel Bursa’m, havasıyla, deniziyle, yeşilliğiyle her nimetiyle ayrı ayrı tefekkür kokan Bursa’m..!

Köy deyince ilk olarak aklıma, tertemiz, iyi yürekli, samimi, candan tavırlarıyla insanlıkları olan, huzur veren bir ortam gelir hemen. Birde üstüne Arnavutların saygısı, sevgisi, hamaratlığı, yemek kültürü eklendiğinde; oluşan ortamı siz düşünün derim sadece!

Köylüler gelin olarak Arnavut’lardan kız alırsa ne olur? Gelin anlatayım size!.. En son on altı yaşlarında gittiğim, Benim Hikâyem Kitabımda da özetle bahsettiğim, unutulmazlarımda olan Eşkel’e şimdilerde de misafir olarak gitmek varmış nasipte!.. Köye girdiğimiz anda şifa veren denizin o mis kokusu iliklerime kadar işleyip bir duygu yoğunluğu yaşamama sebep oldu. Geçmişte yaşadığım o güzel anılarım teker teker gözümün önünde bir anda canlandı. Koşuşturduğum o yollarda şimdilerde yürüyememek ne garipti Ya Rabbi!!!

Çok fazla birşey değişmemişti aslında… Çok büyük kumsalı olan yerlerin arasına araçların, insanların daha rahat dolaşabilmesi için düzeltilip yol yapılmış ve en çokta ilgimi çeken heryeri çadırlarla dolu olan kamplar barakalarla dolmuştu. Eskiden olduğu gibi herkes barakaların önününde oturdukları masalarda kurulmuş çay, kahve sefası yapıyorlardı. Ve top, vs. oynayan çocuklar vardı. Ne kadar çabuk geçiyor zaman diye düşünürken, içinde bir asır gibi geçmek bilmeyen yaşadığım günlerimde gelmişti aklıma! Köye, evin bahçesine girdiğimiz ilk anda, bizleri heyecanla karşılayan arabanın etrafında sevinçle dönen Çakal ile Barak kendilerine hayran bıraktırmışlardı bile! Çakalın, Baraktan yaşça büyük olmasına rağmen cinsi nedeniyle daha ufak oluşu sevimliliğine sevimlilik katıyordu. Çakal ile Barak kim biliyor musunuz? En candan dostlarımız olan köpekleri..!

Arabanın kapısı açılıp arabadan inerken ise ilginç ama burnuma mis gibi gelen tezek kokusu olmuştu. Güzel kızımızın ve kayınvalidesinin bizleri güler yüzleriyle karşılamaları bir o kadar memnuniyetimizi arttırıp, neşemize neşe katıyordu. Arnavut denildiği zaman hamaratlık, yemek kültürü akıla gelir ama Mukaddes kızımızın yaptıklarını görüp, yememiz bile kızımızın istisna olmasını da gözlerden kaçırmıyordu doğrusu!.. Hele meşhur olan Arnavut böreğini anlatılmaz lezzeti, yemek gerekir diyerek mevzuyu kapatıyorum!.. Zaman güzel olunca nede çabuk geçmişti saatler! Yaklaşık yirmi küsür yıl sonra geldiğim Eşkel, Söğüt Pınar Köyündeki misafirliğimiz unutulmazlarıma girerek anılarımda yer alıp, yazıya dökmeme vesile olmuştu bile!…. Tekrar çok teşekkür ediyorum…….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir