Sevda GÜNDÜZ – Gülüşünden belli, içtiğin şehadet şerbetiydi belki de tatlı gelen

Yalansın Dünya; yalan, hemde kocaman bir yalan!!!

İnsan diyorum; ne kadar aciz, ne kadar garip. Ve hayat dediğin süreç, mücadele içinde geçen uzun gördüğümüz, fakat yaşadıklarımıza bakınca, ne kadar da çabuk geçti dediğimiz bir dönem!.. Düşünüyorum da; Dünya hayatına kendimizi delicesine kaptırmamız ne kadar komik aslında. Halbuki, Allah ve Rasulü Dünya ile ilgili Ayet ve Hadislerle o kadar çok uyarıyor ki biz kullarını!.. Sınav olduğunu, bu süreç içinde nasıl davranırsak alacağımız karşılıkları vs… vs…..


Bize düşen bilinçli davranmayı gerektiren uyarılara karşı duyarlı olup, gönül gözüyle bakış açımızı genişletmek sadece..!

Bir şeyleri anlamak için, illaki yaşamak mı lazım? Bakıyorum da empati denen kavram insanlarda zayıf oldukça, anlayış kapasitesi daha düşük seviyelerde oluyor ve hayat karşılıklı diyaloglarda daha da zorlaşıyor maalesef.

Şu ölüm acısı yokmu ölüm acısı? İnsanın iliklerine kadar işleyen acı! Sadece yapılan amellerin kaldığı, geri dönüşün imkansız olduğu, Fani hayattan, Baki hayata geçilen tek gerçek!!!


En büyük nasihatlerden birisi olan, anlatmakla tarif edilemeyen acıyı ilk olarak evin en büyüğü olan ablamda yaşamıştık. Ablamdan sonra sıranın babamda olduğunu nereden bilebilirdik ki? Yerinde durmayan babam, Kurban Bayram’ı sabahı, Kalbine bağlı Can Damarı diye adlandırılan; Aurt Damarının yırtılması sonucu, on üç gün yoğun bakım sonrası Hakkın Rahmetine kavuşarak; bize o tarif edilemeyen acıyı tekrar yaşamamıza vesile olmuştu. Ama o on üç günü gelin birde bize sorun! Ateş düştüğü yeri yakıyor, hemde öyle böyle değil, cayır cayır..! On üç gün sürecinde, adeta dakikalar gün, saatler ay olmuştu! Ne olmuştu öyle birdenbire? Bayram için mutlu mutlu hazırlandığımız o gün bizi karşılayan durum ne acıydı Ya Rabbi! Hayat durmuştu sanki!.. Aurt damarının yırtıldığı an ölümün gerçekleşmesi olasıyken, büyük bir ameliyat sonrası, on üç gün yoğun bakımda kalışı, ilginç olmasının yanı sıra, Allah tarafından bize gelen bir uyarı , bir alıştırma süreci hissi kaplamıştı içimi!.. Evet; babam nefes sayısını dolduruyordu ve bu süreçte sadece Allah’ın birde kendisinin bildiği ne hikmetler yaşıyordu kim bilir? İçime gelen bir ferehlamayla, babamın olağan üstü hikmetler yaşadığını sezmiştim! Ta ki ölüm sonrası, gittiğimiz gasilhâne kapısının önünde o gülen yüzünü görene kadar! Adeta bir Hikmet yaşamıştık. Babam biz evlatlarını görünce o cansız bedeni sanki canlanmış, tepki verircesine yüz mimikleri değişiyor, gördüğü güzellikleri anlatma çabasını gösteriyordu bizlere. İçime hüzünle birlikte bir huzur kaplamıştı. Canım babuşum ablama kavuştuğunu, bu yalan dünyadan, ebedi hayata geçişini; çok mutlu görünen çehresiyle, o muhteşem ifadesiyle göstermişti bizlere!.. Ve yaşarken sevinçle “benim adıma Kur-an’da Süre varmış; ismimi söylerken besmele çekin” diye gülerek espiri yapan babam, çok güzel, havası mis gibi olan Hamitler Mezarlığında yerini almıştı bile!.. Nurlar içinde yat babuşum, mekanın Firdevs Cennet’i olsun İnşAllah…..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir