Erkut SEYMENLER – Programlanmış Beyinler

Programlanabilen makineler gibi biz de programlandık mı acaba?
Yüzyıllardır aynı şeyleri bir ritüel olarak tekrar eden bir çok insan topluluğu var. İnsan hangi ailede, hangi kültürde doğuyorsa üç aşağı beş yukarı oranın kalıplarına göre şekilleniyor ve ritüeller ediniyor. Bu ritüeller dini inanış, milliyetçilik, takım tutma vs. gibi neredeyse hayatın tamamında yer alıyor.
İster istemez hayatın bir çok alanında bir grubu, bir önderi, bir düşünceyi takip ediyoruz. Bunu illa dini ve siyasi olarak düşünmemiz gerekmez; iş hayatından, sivil toplum kuruluşlarına, sportif faaliyetlere dek karşımızda sabit kalıplar ve kırılamaz çarklar görüyoruz. Asıl konumuzdan ayrı bir konu ama ne hikmetse takip ettiğimiz bu gruplar arasında iktidar, mevki ve servet kavgası apaçık ortada…


Akıl insan için çok büyük bir nimet. Ve bilgi… Bilgi güçtü. Düşünce de bilginin çocuğu…
Düşünce ile bir dinimiz oluyor, milletimiz oluyor, ailemiz oluyor, tuttuğumuz takım oluyor… Düşünce ile savaşıyor, düşünce ile dostluklar kuruyoruz… Düşünce ile biz oluyoruz… Düşünce ile bez, bayrak; bayrak, vatan ve namus oluyor…
Zaman, bilgi, düşünce ve eylem çemberinde düşünce bu kadar önemliyken bu düşünme işi ortalıkta bırakılamaz.


Ve sorular…
Acaba mevcut olanı bakmaya programlandığımız gibi değil de gerçekte olduğu gibi görebilir miyiz?
Beynimiz sürekli kendini tekrar mı ediyor?
Niçin belirli düşünce kalıplarına bağlıyız?
Düşünmek gerçekte nedir?
Sınırlı bir bilgiye sahip biri düşüncesinde ne kadar özgür ve doğru olabilir? Bilgi sınırlı ise, düşünce sınırlı, düşünce sınırlı olunca da eylem sınırlı olmaz mı?
Sınırlı düşünme kavga, kaos ve anlaşmazlık getirmez mi?
Belki de ilk önce düşünmek nedir, nasıl düşünülür, onu öğrenmemiz gerekiyor.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir